Yer Ne Kadar

Hala çözülemeyen bir zihin. Çok fazla dolmaya başladı. Nasıl oluyor dedi, nasıl olduğunu bilmiyorum ama oluyor bir şekilde dedim, biraz çizgi, biraz üçgen, biraz ortalama ile belki. İmkan olsa aslında elektirik üretmek zor bir şey değil, elektirik doğal, insan vücudunda bile fazlasıyla var. Ki doğadaki elektiriğin yekününü ölçmek imkansız. 

En çok bilineni Thor şimşek Tanrısı, paganların. Yine Moğol Türk imparatorluğundaki askerlerin gök gürlemesinden korktuğu ve bazı savaşları da bu yüzden kaybettikleri yazılır, anlatılır. Şimşek çakınca hepsi yere kapanırmış silahı kılıcı bırakıp işte. Elektirik etkisi yine.

Keşkeler bitmiyor ki, tüm dünya elektiriği ücretsiz kullanabilecekken allandı pullandı faturalandı... Lanet edelim diye ilk faturalandıranlara.. Kim bulmuştu DC yi, AC ye yenildi. 

Dünyanın eskisi çok derin, dönemsel döngüler onbinlerce yıllık. Bizim serüvenimiz bitmek üzere bu yüzden. Biteceği kesin. Lakin bitmeden ister Tanrı Allah, ister uzaylı başka bir güç etkisi diyelim, ne dersek diyelim zihinlerin, artık bedeni çekemeyeceği açık sanki. Biraz fantazi bile dense yeri olabilir de olamaz da, yani koca meçhul.

Bu sözü Ylerin görüntüsel hafızasına sahipler zor olsa de hatırlar mı, "yaşlı domuzun acı çektiğini duyan yavru domuzlar nasıl da huysuzlanırlar".  Hangi sezon hangi bölüm dakika kaç...

Görmemek acıtmaz, bilmemek kederlendirmez, düşünmemek rahatsız etmez. Hayalleri biten zihinlerin ölümü erkenleşir mecburen. Uç görüntülerin bile tesir etmediği, acıtmadığı, alışılagelmiş hale bürünen zihinleri son çeyreklerini yaşayan insanların anlaması beklenemez. Vır vır da vır etmeye, eski kuşak kuralları dayatmaya ne gerek...

Nasıl başlarsa başlasın alış veriş, artık değişiyor. Bu değişimi ise, kasırgalı bir denizde bir taka, küçük bir tekne ile aşmak da imkansızdır. Tüm tarihi anlatılarda bahsedilen gökten bir el uzanmadıkça çaresizsinizdir. 

Huzur oyunu, mutluluk oyunu, umut oyunu oynamaya gerek yok. Acıyla kederle hüzünle delirmişçesine daim tebessüm etmek var veya eski kafalılar gibi dinozorca müdahale edersiniz ki o da en az 16-25 bin yıllık bir zihnin tepkisidir. Zihinler son 40 yılda değişime girdi, değişemeyenleri her yerde görürüz, son 20 yılda yeni zihinler resmen yetişti. Zihin yetiştiriciliği de yeni moda bir akım, yani elektirik akımı lakin bu akım gözlerle daha çok ilgili.

Gerçeklerin kalabalıklara anlatılması daha ne kadar uzarsa uzasın, girdap yutmaya hazırlanıyor insanı, insanlığı ve ekseriyetle gençlerimizi. 

Mezar ve öteler ruhlar dünyası için gömülenleri bir düşünün cesetlerin yanına. Resmen rüşvet hazırlanıyor geçiş yapmak için. Bir çok anlatıda var bu.

Halin hale etkisini azaltmak için komedi bir ciddiyeti yetiştirmemiz lazım. Eski ortaçağ ekolü çilecidir, zorbacıdır, zorlayıcıdır, bu ekolden beslenen son yüzyıl ideolojileri de benziyor onlara. 

Son devrin çağdaşları bir bir giderken, yeni devrin çağdaşları ise açmazda. Kendi kendilerine pat olmuş vaziyetteler. 

Naber lan köfte, ekmek arasına oradan mideye hadi.. 

Nasıl ki depremlerde altta olan tabakalar çekilince üstekiler batar, eğilir, yıkılır; aynen öyle, eski kuşak katmanları çekildikçe üste kalanlar bir ve epey epey toptan yok oluşa veya ölüme amade olmaktan başka yol bulamayacaklar. Hiç aramak gerekmez ne Nuhun gemisi ne de uzaydan bir gemi gelip el versin.. 

En beğendiğiniz fıkrayı paylaşır mısınız, fıkralar güzeldir, hiç olmazsa bir anlık gülüşe neden olur. Düşünmeyi boş verin, düşünme devri geçti, şimdi devir ölümle eğlenme devri. 

Altı üstü 25-50 milyonluk dünyadan kalan tüm düşüncelerle 7-8 milyarlık insanlığı kurtarmak mı, kurtuluş maalesef görülmüyor. 

Hiç sevmesem de koyun sürüsü örneği vermeye de mecburum, bazı olaylar anlatılır, koyun sürüsü uçurumdan atlar dağ başlarında, siz bunu kimi balina ve yunus sürülerinin de kıyıya vurması olarak düşünün, işte aynı yola girmiş bir dünya var. 

Artık birbiri ile yarışmaktan geri durmalı insanlık. Mücadele devirleri kapanıyor, eylemsizlik de bir eylem gibi düşünülerek, köftelere zam gelmeden....şapır şupur...

Kıtlık mecburi, sınırlı kaynak, sınırsız istekler gibi iktisattaki... Geldi kapıya çattı. Umut yok dostum. Bir kaç nefeslik yaşamaya devam. 

 Kürklerden yapılmış ayakkabıların yerini peluş terlikler aldı bu gece ayaklarım üşümüyor. 

Tv, bilgisayar ve akıllı telefonların çocukları sizlere selam olsun. Varsa bir çıkış yolu, hadi yola çıkalım... 

Yatın zıbarın da horlamayın lütfen:) İstemsiz horlama meydana çıkmadan uykuda olmalı yani duymamalı bengiller..

Yer, yani mekan yani kapasitede; beden aynı kalınca yoksunluk zihinleri sarmaşık gibi sardı çoktan. Gençler çok iyi dayanıyor yine de, bir nevi yeni bir oluşum, yeni olduğu için tariflemek de zor, ariflerin de hükmü okunmaz bu çağda.

Hani bilinen bir şarkı sözüdür ya; 'ölümü bekleyen kumrular gibi'... 


rap rapla zapturap zıp zıp çekirge

caz cazla cazdırıp ver sen yönerge

biraz uzun hava biraz bildirge

boşuna oku yaz deyiş yürüsün


Keşke Yeikuyla bitirse idim ya, olsun eksi düzen bir kıt'a ile tatlı rüyalar Yeni Nesillere.. 

Y...'den

26 Ekim 2021 5-6 dakika 80 denemesi var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (1)
  • 3 ay önce

    Sana göre bir dinozor nesil olarak seni anladım, hak verdim. Lakin hepsi bu... Yaşantımda bir şey değişmedi. Değişmeyecek de... Çünkü bu devran böyle geldi böyle de gidecek. Bizler yani düzene kafa yoran ve dik durmaya çalışanlar ancak kıyı köşede ses ettikçe daha öteye gidemeyiz... Bu yazıyı kaç kişi, ne kadar okur, ne kadar analar hak verir bilmem ama karşı duruş sergileyecek kimse çıkmaz zannımca. O derece ve hatta boylu boyunca dopdolu ve haklı serzenişlerle bezenmiş ve bunu yapabilmek için de kaç megabaytlık zihin gerekir bilmediğim bilgi birikim ile donanmış bir yazı... Ama bu yazılarını ve şiirlerini okudukça senin adına endişelenmeyor da değilim. Kafayı değiştiremeyeceğine göre uğraşını değiştirmeni öneririm. Çünkü edebiyat seni daha çok düşünmeye itiyor. Böyle olunca da zihnin daha da bulanıklaşıyor sanırım. Bence edebiyatla arana biraz mesafe koy ve müziğe yönel. Enstrüman çalmayı ogren mesela. Ne bileyim işte bul bir şeyler yoksa ben de sayın Sermin hanım gibi görmeye başlayacağım seni:))) Neyse ki seni ve geçmişini, senin bu bakış açısına evrilmenin nedenlerini az buçuk biliyorum da dayanıyorum. Yoksa benim de devrelerim yanacak senden ötürü:))) Esen kalasın, hep bahtiyar olasın...