Dilek

Dilek

Dilek

Dilek; dilek dilemiş hiç dilekleri olmamış. Oldu da dilekleri kendimi fark etmemiş bilinmez.

Bir büyük ablası, bir de küçük ablası varmış bir annesi bir de çok zengin, parası malı mülkü çok olan babası iki de erkek kardeşleri varmış ama erkek kardeşleri var mıymış yok muymuş hiç bilememiş.

Büyük ablası mutsuz bir evlilik yapmış. İki oğlu bir kızı olmuş ama hep annesine gizli saklı gelmiş. Annesi bu büyük kızının bitmeyen sorunlarından en küçük kızı Dilek’le hiç ilgilenememiş.

Dilek içine kapanıkmış. İlkokuldayken paraya ihtiyacı olduğunda annesinden gelip istermiş annesi de her seferinde babandan git iste dermiş. Dilek hiç babasından gidip para istemeyi sevmezmiş çünkü her para istediğinde babası onun külodunu indirir orasına bakarmış. Bazen de orasını koklayıp öper, yalarmış.

Annesine yine gidermiş annesinden harçlık istermiş ama annesi yine
babasına yönlendirirmiş. Babasından aldığı harçlıkları da her nedense babası bunu
yaptığı için belki de kendine harcamak istemezmiş, bazen kavanoza atarmış.
İçinden o parayı kullanmak gelmezmiş ne zaman ki külodunu indirmeden harçlık
verirse; ondan gidip kendine dergi, şeker, pasta, börek, vesaire alırmış.

Yine annesine gidermiş annesi yine babasına yönlendirirmiş... Hiç bitmemiş bu döngü...

İlkokul yılları ve para kazanana kadar geçen yılları önce hep anne, sonra baba arasında para için mekik dokuyarak geçmiş.

Evde anahtarı olan bir oda istemiş kendine. Geceleri odasını kilitleyip yatar olmuş bir şeylerin ters olduğunu anlamış ama kimseye de bir şey söyleyemiyormuş.

Büyük ablanın sorunları hiç bitmemiş anne ve ev halkı hep büyük abla şöyle büyük abla böyleyi konuşmuş yıllarca sürmüş bu.

Onun çocukları gizli, gizli sevilmiş. Bu benim büyük ablam deyip evine hiç gidip gelememiş çünkü yasakmış, kocası büyük ablanın ailesini istemiyormuş.

Büyük ablasını çok sevmemesi gerektiğini öğrenmiş; onun hep onu istemediğini, gelme dediğini dinleye, dinleye büyümüş.

Küçük abla çok süse düşkünmüş. Üniversite kazanmış. Çalışkanmış. Bir sevgilisi olmuş. Herkes onun sevgilisini konuşmuş. O evlenmek istemiş ve o kişiyle de evlenmiş.

Anne büyük ablasının sorunu ve küçük ablasının evlenmesiyle ilgilenmiş.

Ablaları hep kendi dertlerindeymiş.

Dilek odasını kilitlemeyi unuttuğunda babası gelip odasına onun bacaklarına masaj yapar parmaklarıyla parmaklarının değmemesi gereken yerlere kadar parmaklarını değirir pis, pis derin, derin soluyup çeker gidermiş bazen tam o sırada annesi onun odasına girdiğinde kocasına bakınmak için; apar topar toparlanan kocasını görür, her nedense anlamlandıramazmış.

Küçük kız Dilek, ilkokuldayken annesinin hep odasına aniden gelmesini arzu edermiş. Babası evdeyken babasının yanında oturmasını, annesinin hep babasının yanında olmasını hiç ama hiç babasının odasına gelmemesini hayal edermiş.

Bazen holde, misafir odasında arkadan sarılan pijamalı babasının büyüyen şeyini hisseder kendini kendine bastıran babasıyla ettiği mücadelelerden hep nefret eder, onun orasında oluşan ıslaklığı bir türlü anlamlandıramazmış.

O evden gitmek istemiş hep. Gitmek içinde çok çalışıp üniversite sınavlarını kazanması gerektiğini bilirmiş... Çok ders çalışmış, hep çalışmış.

Hiçbir akrabasının yanına gittiğinde mutlu olmazmış.

Babasının kız kardeşinin bir oğlu da onun yanındayken hep babası gibi pis, pis soluk alırmış.

Bir ortamda buluşulmuşsa elini omzuna atmışsa solukları değişir elini yeni çıkacak olan minnacık göğüslerine değirmeye çalışır gibi yaparmış.

Köşede bir bakkal amca varmış. O bakkala gitmek zorunda kaldığında ilkokulda o bakkal amcada indir bakim külodunu dermiş babası gibi.

Evin iki yanındaki binanın da kapıcıları varmış.

Nedense sol binadaki kapıcıya annesi iyilik olsun diye Dilek’le bir tas yemek gönderdiğinde o kapıcı amcada indir bakim külodunu dermiş babası gibi.

Bir gün kapının önüne belediye kütüphaneleri gelmiş.

İçine girmiş kitap okumak için. Raflar varmış kütüphaneli otobüste o uzun koridorda gezine, gezine en dibe kadar gitmiş sonra çok korkmuş bir adam oturuyormuş dibinde koridorun; adam kendi külodunu indirmiş kendininkine benzemeyen kocaman şeyiyle kendine bakıyormuş o an görünce kaçmış oradan. Sanki o koca koridor koştukça daha da uzamış, daha da uzamış. Bir daha otobüs kütüphanelerine hiç girmemiş.

Yıllar geçmiş.

Büyüyünce bir gün kriz geçirmiş intihara teşebbüs etmiş. Kurtarmışlar… Kurtulunca bunların bir kısmını küçük ablasına anlatmış… Sonra o bütün aileyi toplamış damatlar gelinler yeğenler abilerin ablaların içinde herkesin içinde çocukken yaşadığı baba tacizlerini istismarlarını bir daha anlattırmış. Dilek için bu çok yorucu ve kırıcı olmuş… Bir yıl sonra bir daha intihar girişiminde bulunmuş bir daha bileklerini kesmiş…

Annesi babası boşanmış…

Babasından nefret etmiş. Annesini hep suçlamış, annelik yapmayı beceremediği için… Ama sonuç değişmemiş kırgın yüreğine kardeşleri de eklenmiş…

Kimse de ona bu gerçekleri öğrendikten sonra sanki o suçluymuş gibi değerde vermemiş saygı da duymamışlar… Utanılacak bu durumun suçlusu gibi davranmışlar... Bir gün ileriki yıllarda kavga olduğunda küçük ablası babam öleceğine keşke sen ölseydin demiş…

Dilek, büyük ablasının çocuklarından biri olan küçük oğlu yani yeğeninin evinde kalmaya gitmiş. İyi anlaştığını sanırmış. Kendisi üniversiteyi okurken o da üniversiteye yeni başlamış. Yeğeninin Aynur diye bir sevgilisi olmuş. Aynur’la Dilek anlaşamamış. Sevgilisi Aynur Dilek’i sevmeyince küçük yeğeni onu evinden kovmuş bir daha gelme evime demiş. Bir daha yeğeniyle asla eskisi gibi olamamışlar yıllar içinde de yeğenine güvenilmeyeceğini anlamış. Yeğeni onunla görüşmemiş.

Çok büyük çok ünlü bir firmada işe girmiş iyi paralar kazanmış. Hediyeler almış küçük ablasına ve büyük ablasına, annesine uzun zaman sonra ilk defa davet edildiği büyük ablasının yazlığına giderken. Hediyeler vermiş herkese. Küçük ablası kimseye hediye almamış kendi hediye aldığı içinde çok dikkat çekmiş. Büyük abla her gün herkes bu kutuya para atsın demiş kalan herkes o kutuya para atmış. Küçük ablayla büyük abla çok yakınmış birbirine hiç Dilek o kadar önemli değilmiş. Onu asi ve kendini beğenmiş buluyorlarmış. Küçük abla hep ben merkez olmayı severmiş nereye hangi ortama girilse önce ben dermiş dominantmış… Dilek bundan yıllarca hep bıkmış. Kendine hiçbir aile ortamında fark edilmesine izin vermeyen ben, ben, ben diyen küçük ablasından yorulmaya başlamış. En iyi üniversiteyi kazanmış… Ödüller almış. Çok başarılı olmuş iş hayatında ama küçük ablasının gözünde hiç değeri artmamış… Bir gün sen kıskançsın demiş küçük ablasına. Kıskanç sandığı için değer vermediğini sanmış… Oysaki taciz edilen değersiz bir çocukmuş...

Büyük ablası da onu kovmuş yazlığından. Annesi arkasından koşmuş gitme kızım aldırış etme ablalarına benim hatırım için kal, geldin o kadar yol demiş ama annesinden başka koşan olmadığı için o yürümeye devam etmiş.

En sevdiği İtalya’dan aldığı güneş gözlüğünü otobüs garında unutup işinin başına dönmüş.

Bir yıl sonra yine yazlığına çağırmış büyük ablası. Annesi gitme demiş geçen yıl sana bunu yaptılar gidersen yine üzülür incinirsin demiş. Dinlememiş. Gitmiş yine. Bu sefer büyük ablasının küçük kızı onu yazlıktan kovmuş, öyle eften püften bir şeymiş ki kovma sebebi, büyük ablası umur etmemiş. Otobüs garına kadar yürüye, yürüye gitmiş yine. Tam otobüse binecekken bir Volkswagen görmüş büyük ablasının en büyük oğlu teyze gitme demiş. Dilek otobüse binmiş, işinin başına dönmüş.

Bir sebepten küçük ablası sen annemin evinden çık biz yerleşelim demiş. Onu annesiyle 37 yıl yaşadığı evinden çıkmasına ikna etmiş. Çıkmış. Kocası ve çocuklarıyla yerleşmiş.

Dilek tek kadın yeni bir hayatın savaşını vermeye başlamış.

Bir gün bir ev daha almış büyük ablası başka şehirden küçük ablasına geldiğinde hayırlı olsuna gelmiş bu eve… İçinde kalan incinmişliğiyle kendisini sürekli kovan büyük ablasına evime bir daha gelme demiş.

Bir gün annesine gittiği gün küçük ablasının kocası onu bir sebepten kovmuş annesinin evinden bir daha gelmeyecek bu eve demiş, Kimse bir şey dememiş. Çünkü damat ve küçük abla onlar ailenin göz bebeğiymiş. Ya da sebep her neyse hep onlar bu ailede haklıymış.

Hatta Dilek yıllardır hep haksızmış, hep.

Bir gün sevgilisi olmuş. Kendine uygun olmayan çalışmayan parası olmayan mesleği kariyeri üniversite okumuşluğu olmayan birini seçmiş… Gitmiş doğru dürüst birini seçememiş.

Çocukluğunun travmasıyla hiçbir zaman doğru dürüst bir partner seçememiş.

Dilek sevgilisiyle sevgilisinin annesindeyken sevgilisi kızmış Dilek’e, Dilek yine kendisinden paralar istediklerini sanmış. Hayır demiş Dilek artık para mara vermem demiş. Bağrışmışlar. Sevgilisinin annesi onu kovmuş evinden. Bıçak çekmiş. Bıçakla üstüne yürümüş. Kaçarak çıkmış gitmiş evden...

Sevgilisinin abisi evlenmiş.

Abisinin evine gitmişler. Abisinin karısı kovmuş onu evinden. Sevgilisi hiç sahip çıkmayı bilememiş Dilek’e.

Dilek niye kovulmuş bu kadar her evden, Dilek bunu aile dışı başkalarına detayları anlattığında hiç kimse kovanlara hak vermemiş.

Kovanlar ama hep haklı bulmuş kendilerini. Yıllar geçmiş hiç utanmamışlar.

Dilek külodunun indirilmesi gibi kovulmanın da normal bir şey olduğuna karar vermiş.

Sonrasında Dilek sevgilisini her kavgada evden kovmuş.

Dilek yaşamaya devam etmiş susmaya da.

Sevmediği iki şey varmış hayatında bir; külodunu indirmek, iki; birinin evine ziyarete gitmek.

25 Kasım 2009 // 6 Kasım 2022

Gülten Ağrıtmış


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır / 81. Maddesi gereği her eserin tamamının telif hakları yazara aittir.

20 Kasım 2022 9-10 dakika 17 öyküsü var.
Beğenenler (3)
Yorumlar