Güç Sevdası

En son ne zaman güneş batmıştı hatırlamıyorum...

Tüm doğanın dengesini elimize aldığımızda büyük bir şenlikle kutlamıştık bu olayı. Zafer bizimdi...doğayı bile dize getirmiştik. Artık güneşin batışı ya da doğuşu bizim elimizdeydi...

Çoğu kişi bu güce nasıl ulaştığımızı sorgulamadı bile..zaten sorgulayan birkaç kişiyi de ortadan kaldırmıştık. 

Kalan kişiler ise geldiğimiz bu noktadan gurur duyarak neye mal olduğunu düşünmedi bile...

Evet, biz yaptık.  Her şeyi daha iyi hale getirmek isteyen bir avuç maceracı değildik ama her şeyi kontrol etmeye çalışan bir avuç güç sevdalısıydık aslında.  

Içimizdeki kararsızlığa neyin yol açtığını biliyorduk, bu şeyler bizi içimizdeki insanlığa bağlayan şeylerdi.  

Vicdan gibi gereksiz duygular, acıma,  suçluluk, endişe, korku...vermemiz gereken büyük kararlarda önümüze çıkan gereksiz engeller...eğer bu duygulardan kurtulursak her şeyi daha iyi yapabilirdik. 

Gerekli ilerlemeyi elde etmek için ölecek insanlardan, tahrip edeceğimiz çiçekten, böcekten daha önemli şeyler vardı..

"GÜÇ" 

Eğer yeteri kadar güçlü olursak nasılsa verilen hasar giderilebilirdi. Bu yolda olan kayıplar, elde edilecek kazanımlar için gereksiz bir ayrıntıydı. 

Bizde eylemlerimize engel olan tüm bu karanlığı( ki bize göre karanlıktı tüm bu duygular) içimizden çıkarıp atmaya karar verdik. 

Tüm bu gereksiz duyguları içimizden çıkartabilecek bir makina icat ettik....bize engel olacak tüm duyguları içimizden alıp bir yere hapsedecek bir makina...

Ve başardık....

Bize göre karanlığımızdan kurtulmuştuk.

Yaptığımız her kötülüğü , cinayeti, eziyeti yaparken bize engel olan her şeyi, tüm o gereksiz duyguları susturmuştuk. 

Siyah bir sıvı gibiydi içimizden çıkan şey. Kötülüğümüzün derecesi arttıkça elde ettiğimiz enerji büyüdü.. karanlık büyüdü...

Makinanin içerisinde  biriken onca duyguyu mu ne yaptık... 

Tüm  doğayı kontrol edebiliyorduk artık. Öyle  güçlü bir enerji elde etmiştik ki  tanrıcılık oynayabiliyorduk aklımızca...

Tabii ki buna işleme uygun kişiler vardı..uygun olmayanlar da...bazıları çok çabuk duruma ayak uydurdu, bazıları zorlandı, bazıları beceremedi. 

Bizde beceriksizleri oyalamak için güneşi sabitledik. 

Nasıl mı...biriktirdiğimiz o kocaman karanlık  bize gereken gücü vermişti..sonu olmayan bir güç.  

Sürekli güneşin parladığı bir yerde kimse asıl karanlığı görmedi. 

Biz daha çok güçlendikçe , o kalan zavallılar daha mutlu oldular..neye mal olduğunu umursamadan...

Şimdi dünyanın sonu geldi. Içimizden çıkarıp attığımız onca duygu, yaptığımız  onca kötülük artık kontrol edilemeyecek kadar büyük. Unuttuğumuz bir şey vardı yarattığımız bu karanlık öyle bir hale geldi ki şimdi o güce kendi sahip olmak istiyor ve onu durdurabilecek hiç kimse yok.

Eğer şimdi pişmanlığımdan vazgeçmemiş olsaydım deli gibi pişmanım derdim. Ama hiçbir sey hissetmeden öleceğim. 

Bu da bizim ödediğimiz bedel olacak sanırım. 

Ama böyle bir güce nasıl hayır derdik...güneşi bile sabitleyecek bir güce...

Neye mal olursa olsun o güç bizim olmalıydı. 

Kıyamete bile sebep olsa...

Menekşe Ulcay

Yorumlar (1)