Aldatmaca

38 yaşında bir avukatım ve 8 yıldır evliyim, evet eşime ihanet etmişliğim var. Bunun nedeni pek çok kadının düşündüğü gibi eşimi aldattıktan sonra arkadaşlarıma anlatacak ilginç hikâyelere gereksinim duymam değil. Canım istediği için ya da kafam bozuk olduğu içinde aldatmadım. Aldatmak denince neden direk erkekler gelir akla bunu da anlamam. Kadınların aldatmak eylemini erkeklere özgü bir davranış şekli olarak adlandırmalarının nedeni ne? Bütün erkekler aynı fabrikanın seri üretimi yapılan tek tip androidlermiş gibi düşünmenize sebep nedir? Aldatmak insani bir durumdur kadını ya da erkeği olmaz. Kadın yahut erkek eşlerini terk etmeden neden aldattıklarının cevabı herkesçe faklıdır, belki benim benliğimin derinlerinde yatan sebep duygusal açlığım.
Ne o şaşırdınız, bir erkeğin duygularının olması bu kadar olağan dışı bir durum gibimi geliyor size. Başka evlilikler nasıl olur bilemem, ben kendimle ilgili gerekçeleri sunarak bunu genelleme böyledir diye süslemeyeceğim.
Sevdiğim bir kadınla evlendim, evlilikten ne beklediğimi bilmiyorum ama sadece seks yapmayı yasallaştırmak, neslimi devam ettirmek için çocuklar yapmak ya da iş kanununa göre üç gün izin yapmayı gerektiren bir atraksiyonu hayata geçirme çabası değildi evlilik nedenim. Evlenmeden önce ayrı evlerde yaşadıklarımızı aynı evin içinde daha etkili kılmak, kötü zamanlarımızda telefonun ucunda olmaktansa yan yana durmak, gece yatağa girdiğimde kendimi ona adadığım ve kendini bana adayan birine sarılarak uyumak istedim. Uzunca bir süre bunun tadına da vardım, vardık beraber.
Daha sonra değişen şeyin adı ne bilmiyorum, ben buna sevginin şeklinin değişmesi diyorum. Daha önce yoğun iş tempomdan dolayı yorgun argın geldiğimde saatlerce günümün nasıl geçtiğini soran kadın, şimdilerde bu benim asli görevimmiş gibi davranmaya başladı. Ben bir erkeğim ve ne yazık ki toplumumuzda evi çekip çevirme becerileri kadınlara bahşedildiğinden, bu konuda eksiklerimin farkındayım. Kirli çoraplarımı her seferinde kirli sepetine atmadığımda, duştan çıktığımda dökülen kılımı tüyümü temizlemediğimde, su içtiğim bardağı yıkayıp kaldırmadığımda çocuk gibi azarlanıp, paylaştığımız evin sadece onun yaşama alanı haline geldiği resmen gözüme sokuluyor. Ve ben tüm bunlara inat bir şekilde dışlandığım evimde mutluluk kırıntıları aramaya mecbur bırakılıyorum.
İnsanoğlu yapı itibariyle takdir edilmeyi seven bir canlı ve en yakınındaki takdir etme zahmetine katlanmadığından ilgi gördüğü, takdir edildiği kişilere karşı eğilimde bulunması kadar normal bir davranış yokmuş gibi geliyor bana.
Yaptıklarımla alakalı eşimi suçlamayacak kadar ona değer veriyorum ama her ne kadar içimde pişmanlıklarım olsa da günah keçisi olarak işaret edilmeyi de hak etmediğimi düşünüyorum. Eşimi aldattım diye kendimle gurur duymuyorum, zaman zaman utancımdan alıp onu bağrıma bastığımda o her şeyden bihaberken içimden özür dilediğim zamanlar da olmuyor değil.
Keşke zaman zaman bana annemmiş gibi davranmasa, bende tutkuyu, hoşgörüyü ya da açlığımı başka kadınlarda tatmin etmeye çalışmasam.

27 Ocak 2015 2-3 dakika 9 denemesi var.
Yorumlar