Siyah Bisiklet

Her şeyi tüm çıplaklığıyla anlatacağım. Sonuna kadar dinlediğinizde, buradan özgür bir birey olarak ayrılacağıma eminim, zira yaptıklarımın sistemle bir ilgisi yok.

Odanın kapısı açıldığında duyduğu cümlelerdi bunlar. Kol, sonunda yakaladık, anlatacaklarını senin de duymanı istedik o yüzden buradasın dedi, içlerinde en yaşlı olanı. Kol, onu daha önce görmemişti. Zira bu odada olanların çok kimse tarafından bilindiği de söylenemezdi.

Kapının sağında çeşitli tabloların asılı olduğu duvarın önündeki deri koltuklara zafer sarhoşu gibi kurulan üç kişi vardı. Bir kişi de kapının yanına konulmuş sandalyede oturuyordu. O ise sırtı kapıya dönük dimdik oturuyordu.

- Tanrım! Bu adam mı, yıllardır peşinde onca şehir gezdiğim diye geçirdi içinden.

Kasım 1990

Kol, meydan muharebesinden çıkmış haliyle içeri girdiğinde annesi bir kenarda, ablası bir kenarda ağlaşmaktaydılar. Hiçbir şey söyleyemeden ah Ahmet’im diyerek annesi ona sarılmıştı. Kol, o zamandan sonra çok az kişiden duymuştu gerçek adını. Suçsuz babasını kaybetmişlerdi silahlı bir çatışmanın ortasında. Tek telaşı eve biraz daha fazla yiyecek almak olan babası cennete gitmişti. Oğlunun doğum gününü kutlamak ve ona kendisinin hiç sahip olamadığı bisikletten almak için fazladan çalışmaya başlamıştı babası.

Elinde bisiklet ile kaldırımda yığılı kalmıştı babası. Kol, görmese de babasının o halini, annesinin gelen gidenlerle konuşmalarını kapı arkasından gizlice dinliyor ve suçu hep kendisinde buluyordu. Neden o kadar çok istemişti o bisikleti.

Bundan birkaç ay sonra taşınmışlardı, şimdi kaderinin kendisini getirdiği bu küçük şehirden.

Mayıs 2020

Kol, kendisine ayrılan koltuğa geçti. Şimdi tam karşısındaydı yıllardır peşinde olduğu adam. Elmacık kemikleri bir hayli çıkık, alnı oldukça geniş, boynunu neredeyse kapatan sakalı hayli beyaz, iri gözleri biran önce gitmesi gerektiğini anlatıyordu adeta.

- Nereden başlayacaksınız, diye sordu Kol. İri gözleri daha da belirginleşen Bay O, peki ya siz diye cevapladı. Kol, bu adamla bağının sadece mesleğinden ibaret olmadığını o an anlamıştı.

İçlerinde en yaşlısı – biz yeri geldiğinde sorarız. Sen nereden başlamak istiyorsan oradan başla anlatmaya, anlatacakların günler sürer biliyoruz diye çıkıştı.

Bay O, başını öne eğmiş düşünürken, süren sessizliği koridorda duyulan topuklu ayakkabı sesi bölmüştü. Çok sürmedi kapının çalınması. En yaşlıları kapıya yönelmişti bile. Kol, anlaşılan bu hikayeyi öğrenmek isteyen çok kişi var diye içinden geçirdi. En yaşlıları kapıda yüzünü şimdilik göremediği kadınla konuşurken Kol, cebinden sigarasını çıkardı, diğerlerinin yanan sigaralarından bir hayli duman altı olan odaya o da katkıda bulunacaktı. Bay O, başını hafifçe kaldırıp kendisine uzatılan paketten bir sigara aldı.

Kol, kapıdaki konuşmanın uzunluğundan rahatsız olmuş ayaklanmıştı…

Eylül 1990

Okulların açılmasına bir haftadan daha az kalmıştı. Tüm yazı başka çocukların sokaklardaki bisiklet yarışlarını izlemekle geçirmişti. Birkaç kez binmesine izin verseler de bisikletsiz olmak tüm oyunlardan geri koyuyordu onu.

Bir akşamüzeri babası ve ablası ile birkaç okul eşyası almak için çarşıya çıkmışlardı. Ablası zihninde oluşturduğu listeyi babasına hızlı hızlı anlatırken Ahmet, bisikletçinin önünde takılmıştı. Az sonra yanına yaklaşan babası siyah olanı istiyorsun değil mi diye sorduğunda Ahmet heyecandan konuşamamıştı bile. O heyecanın yerini başka hiçbir şey tutmamıştı o günden sonra. Kısık bir sesle – doğum gününde demişti babası.

Mayıs 2020

Nihayet kapıdaki konuşma bitmişti. Kol, yerine oturmuş, en yaşlıları kadının Kol’ün yanındaki boş yere oturmasını istemişti. Uzun siyah saçları, hafiften çekik gözleri diğerlerinin olduğu gibi Kol’ün de dikkatini çekmişti.

- Artık başlasak mı diye sordu Kol.

Kadın çantasından bir blok not ve bir kalem çıkardı. Burada anlatılanlar sadece onun yaza-bildiklerinden ibaret olacaktı. Ne bir ses kaydı ne bir görüntü kaydı olmayacaktı.

En yaşlıları – başla bakalım dedi.

Bay O, -başta da dediğim gibi benim yaptıklarımın sistemle bir ilgisi yok. Birkaç gün içinde buradan özgür bir adam olarak ayrılacağım. – orasına biz karar veririz diye çıkıştı Kol’e göre sol tarafta oturanlardan biri. Bay O’nun siniri iri gözlerinden okunuyordu.

- Kimsesiz büyüdüm ben diye başladı söze ve tekrarladı kimsesiz büyüdüm ben.

Hayatı sokaklarda öğrendim. Ne sizin gibilerin ne de diğerlerinin karşısında eğilmedim. Yıllarca peşimde koşup durdunuz. Şimdi burada olmamın nedeni öğrenmenizi istememdendir. – geçelim bunları bize yaptıklarını anlat dedi içlerinden biri.

Bay O’nun iri gözleri hayli kızarmıştı.

- Her şey o adamın ölümünü görmemle başladı. O zamanlar yirmili yaşlarımın sonundaydım. Masum bir adamın ölürken gözlerindeki boşluğu hiçbirinizin gördüğünü sanmıyorum diye devam etti. Hâlâ her gece görürüm o gözleri. O günden sonra kendimi bitmek bilmeyen bir savaşın içinde buldum, onların yüzlerini bir tek ben görmüştüm.

Ocak 1975

Günlerce yağan kardan sonra başlayan ayaz iliklerine işliyordu. Sığındığı tüm yerler kendisinden daha güçlü olanlarca elinden alınmıştı. Saat dokuz bile değildi, bu geceyi nasıl atlatacaktı. Bu şekilde başı önde sokaklarda yürürken – senin evin yok mu sorusuyla irkildi. Başını kaldırıp baktığında akşam yemeğinden arta kalanların olduğu anlaşılan yemekleri gazete kâğıdının üzerinde kaldırıma bırakan kızı gördü. Kendisiyle ya yaşıt ya da birkaç yaş küçüktü bu kız. – gözü gazete kâğıdının üzerindeki yemek artıklarında yok diye cevapladı ağlamaklı bir ses tonuyla. Ne yapacağını bilemeden içeri koştu kız. Hemen orayı gören pencereden izlemeye başladı. Başkalarının yemek artıklarını yemeye alışıktı. Gazete kâğıdını eline almış kirli elleriyle bir birine karışmış yemekleri küçük lokmalar haline getiriyordu. Az sonra elinde bir battaniye ve biraz yiyecekle o kız yanına gelmiş ve al bunları diyerek hızla eve dönmüştü…

18 Mayıs 2020 5-6 dakika 29 öyküsü var.
Beğenenler (4)
Yorumlar (2)