Niyaz

‘’Mavi bir zamanın içinde ıssız bir kum çanı. Hepimizden yapılmış bir vazgeçiş. Uğultusuyla mağrur. Bir kış bahçesinde soğumuş. Deniz terledikçe kendine kapanıyor. Hayalin cezasından kurtulmuş.’’

(Ş. Erbaş)

Mavi turna,

Asi iklim.

Sözcüklerin can pazarı

Oylumu yüreğin yaralı çok yaralı bir kelam

İzini sürdüğün lanetin de gölgesinde

Büyüyen bir sevdalı nar

Dikeninden damlayan kan:

Hicabın sunumu

Telli turnam

Teli kopuk sazın da munis tokadı

Elbet tapınağı ruhun

Kutsanmış bir aşka virgül koymanın da meali

Oysaki toz kaçmıştı az evvel aşkın gözüne.

Bir rakım boyumun daha da uzamadığı:

Terli bir gök kubbe

Tininde hazan

Ruhunda meyan kökü

Baldırı çıplak yağız delikanlı

Sonların muadili dev heceler

Oysaki kaybında aşk

Garbında ise infilak eden özlem

Makûs talihin körebe düşleri…

Tozu dumana katan rüzgâr

Sözlendiğin aşkla

Ruhuna bir beden büyük gelen

Sevdalı niyazın bakiyesi

Elbette huzur ve sevgi

Başıboş sözcüklerden kurduğun o dünya:

Yatıya gelen misafir her gece

Kurmalı bir saatin de izdivacı ölümle

Beylik bir nazar

Toz konduramadığın,

Sanır mısın ki akla zarar?

Mehtabın fıtratı

Zemherilerde unutulmuş kardelen

Şevk ile yaratılası bir hüzün

Kayıp cebi kefenin

İçine sığamadığın dünyan örtülü özlemle

En çok da kendine duyduğun öfke

Bariz yanılgı gözünde cemiyetin

Basireti bağlanan bir takva

Lakin olmalıydı her acı,

Senin sınavın

Ve şimdi giderken gerisin geri

Şah damarından yakın muradına aşkın.

Gönül gözünde asla gizlenmediğin

Çekili perdeler sadece mahremine

Çektiğin acılar yüreğin basıp da bam teline

Sürdüğün sefa o ki;

Kanıksadığın her dua sözcüklere sevdalı

Rabbine ettiğin yeminle

Bir satır arası yoldan çıkan her araz

Garbı ömrün

Olmaz elbette tek itiraz düşkünsen huzura.

Gülüm Çamlısoy

Yorumlar (2)