Bir Avuç Toprak Bir Demet Çiçek Ve Birkaç Damla Gözyaşı

Bir Avuç Toprak Bir Demet Çiçek Ve Birkaç Damla Gözyaşı



Ağlama sesini duyan yok.


Bak...

Gece çöküyor ruhların üzerine yine.

Korkuyorum ama elimden bir şey gelmez birazdan incelip kopacağım ben de kendi zihnimden.

Önce sesin sonra varlığın bırakacak beni...

Sonrası...sonrası yok ki.

Boşuna seslenme bana duyamam...

Boşuna uzatma bana ellerini tutamam ellerinden...

Hem...

Kaderim bu değil mi zaten benim...

Düşmem lazım bir türlü sonunu getiremediğim bu düşten.


Ağlama işte sesini duyan yok...


Bak...

Gece sarıyor ruhların her yanını.

Nasılda çabalıyorlar acıyorum onlara.

O çabalar var ya o çabaların hepsi boşuna...

Kurtuluş diye bir şey de yok anladım sonunda.

Ölümlü dünya dediler durdular ama ben ne zaman gitmeye çalışsam, zaman durmuş gibi çakılıp kaldım yaşamın ortasında.

Her seferinde korkuya yenilip, açtım ellerimi tutunmaya çalıştım boşluğa ama olan çiçeklere oldu düşürdüm çiçekleri de sahip çıkamadım bir türlü onlara.

Binlerce kez öldüm ama sırf çiçeklere sahip çıkamadım diye son canım yapıştı kaldı yakama.

Beceremedim...işte...anla.

Hem...

İhtiyacım varken neden gelmedin ki karanlık meleğim. Hiç olmazsa sen tutardın ellerimden.

"Her şeyin bir vakti var, bekle " dedi hep sesin...ama...

Ya sen gelince bana, ben çok fazla öldüysem...onca cesetle nasıl sığınacağım koynuna.



Ağlama sesini duyan yok dedim sana.


Bak...

Gece iyice işliyor gözlerimize.

Hem...

Hatırla!

Matemimiz var bugün!

Kapatın üzerini aynaların..

Görmüyor musunuz içimde binlerce ölü taşıyorum.

Ayıp!!!

Günah!!!

Bilmez misiniz ey kafirler, ölüler asla bakmamalı aynaya.

Sıkışıp kalır ruhları sonsuz bir rüyada, bir daha gidemez o ilahi ışığa.


Söyleyin!

Kim yanlış okudu ilk olarak ilahi metinleri. Kim fısıldadı bu lanetli ismi kulağıma.

Oysaki...

Duyulmaması gerekiyordu, bilinmemesi gerekiyordu, asla gün yüzüne çıkmaması gerekiyordu bu sırrın.

Bir avuç toprak, birkaç damla gözyaşı, bir demet çiçek, başka bir şeye ihtiyacı yoktu ki bu vedanın.



Ağlama sesini duyan yok, yok, yok dedim sana.


Baksana gece tüm karanlığıyla yerleşti bedenimize.

Hem...

Kim getirdi bu çiçekleri yine...

Alın ellerimden bu çiçekleri...

Kokuları bana uçurumu hatırlatıyor. Düşüyorum, durmadan, hiç durmadan düşüyorum boşluğa ama ellerimi de uzatamıyorum çiçekleri düşürürüm korkusuyla.

Çünkü...

"Yine eli boş gidemezsin." diyor bana bir ses tanrının huzuruna.


Hangisi daha kötü bilemiyorum...

Kurtulmak için çaba harcayamamak mı yoksa tanrının huzuruna böyle huzursuz ve eli boş gitmek mi...


Bilemiyorum...dedim ya...

Daha fazla soru sorma...


Kapılar inliyor artık acıyla , pencereler birbirine çarpıyor gece gündüz. Bu bitmeyen rüzgar, bu bir türlü doğmayan güneş.

Kim lanetledi sizi söyleyin, haydi konuşsanıza.

Peki sen kapının önünde suskun ve ağlamaklı duran ayakkabılarım...seninde mi içinde fırtınalar kopuyor.

Derin bir boşluğa düşmekte olan sahipsiz bir sandal gibisin...

Peki o zaman, ağla...

Acın büyük...

Sonunda anladın kimse kurtaramaz seni canını almasa da bedenini parçalayacak olan o düşüşlerden.


Ağlama dedim sana yeter artık

Neden dinlemedin beni.

Anlamadın halen değil mi.

Sen hiç durmadan ağladığın için sonsuz bir gece çöktü üzerimize.

Hem..

Neyi bekliyoruz ki söylesene.

Düş haydi ,düşelim çöz artık ellerini ellerimden.

Bırak bizi.

Bırak artık gelmeyecek olan karanlık meleği beklemeyi.


Ağlama artık sesini duyan olmayacak anla.

Hem bak...

Ellerimde sımsıkı tutuyorum çiçekleri.

Korkma...

Kurtulmaya çalışıp da düşürmeyeceğim bu sefer hediyemizi.

Anlayacağın eli boş gitmiyoruz tanrının huzuruna nihayet kurtaracağız kendimizi.



Düşüyoruz sonsuzluk gibi, ellerimde bir demet çiçek, üzerimize atılıyor bir avuç toprak ve ıslanıyor gece birkaç damla gözyaşıyla.

Zifir gibi bir gece çöküp kalıyor ruhların üzerine...

Gözlerimin içine bakıyorsun, anlıyorum korkmuyorsun artık.

Susuyor gözyaşların nihayet, ellerini ısıtıyorum avuçlarımda.


Bu sefer gece kalıyor yerinde takip edemiyor bizi.

Zamanı geliyor artık el ele tutuşup yürüyoruz ışığa.


Bir avuç toprak, bir demet çiçek...

Nihayet veda ediyoruz bir türlü içini dolduramadığımız o boşluğa...



11 Ocak 2021 3-4 dakika 55 denemesi var.
Yorumlar (4)
  • 15 gün önce

    Kalemine, aklına sağlık Menekşe şairim. 🧿

  • 14 gün önce

    Adeta bir iç hesaplaşma, iç dökümü var yazıda. Tabi bu hesaplaşmada insan zaman zaman kendini yerden yere de vurur dürüst biçimde, biraz torpil de yapabilir kendine ya da ortasında bir yol tutar. Yaşam ile ölüm arasında başımıza gelenler ilahi kaderin tecellisi, her ne kadar zaman zaman isyan etse de insan. Bıkmak, gücünü kaybetmek her zaman olsa da dayanmak ve gücünü toplayıp kıyısından köşesinden yine de hayata tutunmak lazım. Kutluyorum içtenlikle güzel yazısını Menekşe Hanımın...