Tövbe

Aklım genişledikçe aslını idrak edip de, gölgesine yönelik ettiğim bütün tövbeler için "tövbe" sözünü, daha 10-11 yaşlarındayken binlerce kez söyledim.

Evin büyük çocuğu olma itibarımı elimden alan kuzenim sayesinde...

Kardeşim ben ve Gökhan, üç kardeş gibi olduğumuz yıllarda, bayılırdı beni korkutmaya ve ne istiyorsa yaptırmaya...

Yaptıramadıkları için en azından intikam almaya...

Sağolsun var olsun.

Onun intikamı, tövbe saydırmaktı bana...

Kendisine yaptığım her saygısızlığın ardından bana belirli sayılarda tövbe ettirirdi!

Sözünü geçiremediği her hareketimi, her çok bilmişliğimi, her haddini bildiren akıllıca cevabımı başlıklar altında toplayıp, tövbe deme sayıları belirlemişti:))

Bir "sana ne"ye 224 tövbe

"Git kendin al"a 151 tövbe

"Aman ne komik"e 128 tövbe

"Sorduk mu"ya 198 tövbe

"Hayır"a 595 tövbe

Töbe tööbeee!!!

Ve ben de hem (ona göre) küfrümü yapar, hem de cezama razı olurdum.

Yani hayatımın birkaç senesi ciddi ciddi, sık sık tövbe etmekle ve kaç kez tövbe ettiğimi saymakla geçti!

Etmezdim de saymazdım da ama beni Allah ile kandıran ilk kişi benim canım kuzenimdi.

Sonra zaten birçokları gibi bir takım zihinsel oyunlarla bunu kendime kendim yapmayı öğrendim.

Benden yalnızca birkaç yıl önce doğmuş olmasına rağmen, maalesef ki büyüktü işte...

Ben de büyüklerime itaat etmediğim için öldükten sonra cezalandırılmak istemediğimden, cezamı buradayken çekeyim bari diye düşünerek, saatlerce sayımı tamamlamaya uğraşırdım.

Bazen eksiklerimi yazar, hepsini birden aynı gün söylerdim

Bazen de sayıyı karıştırır kuzenime ne yapayım diye sorardım.

Her seferinde en başa dönmek zorunda kalırdım.

Fenalıklar geçirir yine de vicdanım, dürüstlüğüm el vermez, hakkıyla ederdim tövbelerimi.

Tövbe saati biter bitmez de, hoop kuzeni sinir etmeye!

Bir gün kuzenimin de kendinden büyük birine karşı itaatsizliği dikkatimi çekti.

385 tövbelik bir cezayı hak ettiğini söylediğimde ve o tövbeleri etmediği gibi, o güne dek bana verdiği en yüksek tövbe sayısını verdiğinde, düşünmeye başladım.

Düşününce, kandırıldığımı anladım.

İçimdekiyle dışımdaki her çeliştiğinde itaatsizliğimi sürdürdüm, bir daha da tövbe saymadım.

Tabii Gökhan bu durumdan hiç memnun kalmadı.

Bir süre sonra güzel kız arkadaşlarımdan, kendisine hayranlık besleyen bir tanesini kuzenim de çok beğendiğinde ise, gün artık benim günümdü!

Ben ona tövbe filan ettirmedim ama aramızdaki otorite dengesi bundan sonra kuruldu.

Kendimizi kandırmalarımızın getirilerine tövbe etmeden zihinsel kalıplardan kurtulamayacak olsak da, onları kategorize edip çöpe atarsak yaşam da biter.

Çünkü etiketleyip dışladığımız kavramlara, bizim için hakiki olan şekliyle deneyimlenme şansı tanımayarak bu defa hepten kendi celladımız oluruz.

Donakalırız.

Gölgeler ışığa boğulduğunda ışıktan dolayı hiçbir şey ayırt edilemez olsa da, gözümüz ışığa alıştığında kalbimizin ısısını görmemezlikten gelmemek için, biz biz olalım kendimizi kandırmalarımızdan başka bir şeye tövbe etmeyelim.

Çünkü kendimizi kandırmadığımızda, tövbe sözünü kullansak da kullanmasak da, özümüz açısından tövbe edilesi her şeyden kendiliğimizden uzak dururuz zaten.

Apaçık görüşlerimiz, içeride ve dışarıdaki güzelliklerimiz hep bizimle olsun...


Ayça Özbay

10 Mart 2019

10 Mart 2021 3-4 dakika 15 denemesi var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (6)
  • 17 ay önce

    Al Capone " Küçük bir çocuktum ve her gece uyumadan önce Tanrı'ya dua ederdim bana bir bisiklet versin diye...Vermedi ! Anladım ki Tanrı'nın çalışma sistemi farklıydı; ilk suçumu işledim yedi yaşımda bir bisiklet çaldım. Ondan sonra her gece beni bağışlamasını diledim." Çok manidardı tövbe tövbe :) Tebrikler,

  • 17 ay önce

    Tamam ;nedamet getiriyorum,bir üst seviyede :)) Ayça keyifle okuyoruz , Kutlarım.

  • 17 ay önce

    Hep tövbeler , tövbelendi bize. Yazan kalemi tebrik ediyorum.. Sevgiyle Ayça şaire..